2 Ocak 2014 Perşembe

Vanga'nın Beklenen Kehanetleri



Vanga'nın gelecekte beklenen olaylara ilişkin kehanetlerinden bazıları, soranlar için...

ESKİ RUSYA'NIN DÖNÜŞÜ Şimdi Rusya'ya Sovyetler Birliği deniliyor. Oysa eski Rusya dönecek ve ismi aziz Sergiy zamanındaki gibi olacak.... Ondan evvel üç ülke yakınlaşacak - Çin, Hindistan ve Rusya bir noktada toplanacaklar.

UZAYLILARLA TEMAS Hatırla! 200 yıl sonra insanlar, dünya dışındaki başka akıllı varlıklarla tanışacaklar. Uzaydan gelen sinyalleri olarak olarak Macarlar tespit edecek...

SEMADİREK ADASI Ada kıyılarına yakın, çok derinlerde arkeologların ilgisini çekecek olan enteresan şeyler yatıyor. Onları görüyorum - büyük ustalıkla işlenmiş mermer sütün parçaları. Bunlar, devasa tapınak ve sarayların kalıntılarıdır... Bir gün denizden çıkarıldıkları zaman büyük sansasyon yaratacaklar. Uzun yıllar sonra ada Yunanistan'a ait olmaktan çıkıp, İtalya'nın bir parçası olacak.

SURİYE İŞGALİ O zamana kadar insanlık korkunç felaketler yaşayacak, çok büyük olaylar olacak. İnsanların bilinci de değişme aşamasında olacak. Güç zamanlar gelecek ve insanlar aralarında dini gruplara bölünecekler. Ve dünyaya en eski öğreti gelecek. Bu yakında mı olacak diye soruyorlar. Hayır, yakın zaman değil. Henüz Suriye işgal edilmedi.

ATEŞ İNCİLİ Eski bir Hint Öğretisi vardır - Beyaz Kardeşliğin öğretisi. Bütün dünyaya yayılacak. Yeni kitaplara yazacaklar ve dünyadaki herkes bu öğretiyi okuyacak. Kitabın adı Ateş İncili olacak.

Delphi Kahineleri



Delphi Kahineleri

Yunanlıların gizemli Delfi kahineleri, rahim karşılığına gelen yarığın (Delphos) üzerinde kehanetlerini aktarırlardı. Bu kızlar genellikle genç ve bakireydiler. İçerisinden transa neden olan bir sisli buharın çıktığı yarıkta, Python yılanının öldürüldüğüne ve buharın onun çürüyen bedeninden geldiğine inanılırdı. Yarık ve mağaranın ve ayrıca yılanın neleri sembolize ettikl

erini düşünelim…Kehanetlerin yapılma sürecini Manly Hall, şu şekilde tasvir etmiştir: “Arınma sürecini tamamladıktan sonra kutsal kıyafetlerle giydirilip üçayağın üzerine götürülen genç rahibe burada, yerdeki yarıktan çıkan sersemletici buharlarla çevrili olarak otururdu. Buharları soluyan rahibe yavaş yavaş değişir, cin tutmuş gibi olurdu. Görünmeyen bir şeyle mücadele eder, elbiselerini parçalar ve tarifsiz çığlıklar atardı. Bir sonra mücadelesi sona ererdi. Sakinleştikten sonra hareketlerine büyük bir soyluluk gelir, bedeni katılaşır, gözleri sabitleşir ve kehanet sözleri söylerdi. Öngörüler genellikle altılı dizeler halinde olurdu, fakat kelimeler genellikle belirsiz, bazen de anlaşılmazdı… Kehanet yaptıktan sonra Pythia tekrar çırpınmaya başlar ve ruh bir süre sonra onu terk ederdi.”

Karadelik ve Kıyamet Yanılgısı



KARADELİK VE KIYAMET YANILGISI

Günümüz dünyasında hemen hemen herkes kara deliklerin potansiyeli üzerinde ileri derecede fantastik kurgu içeren önermeler duymuştur. Zaman yolculuğu söz konusu olduğunda kara delikler neredeyse kesin olarak bu işi başaracaklarmış gözüyle bakılıyor. Karadeliklerin çekim alanına kapılan bir cismin başına neler geleceğini sanırım herkes biliyor ama fikir o denli ihtişamlı, o kadar sarsıcı gibi görünüyor ki, etkisinden kolay kolay çıkmak mümkün görünmüyor. Zaman yolculuğuna çıkmayı planlarsanız, biliyorsunuz bir aday aracımız daha var, o da meşhur solucan delikleri. Ama onlardaki sorun sadece başınıza ne geleceği ile sınırlı değil, kainatın neresinde ortaya çıkacağınız gibi esprili bir durum söz konusu olur. Zaman yolculuğu için başka bir yol var mı bilmem ama kesin olarak emin olduğum tek şey, teorik fizikte hal böyleyken, bilim kurgu romanı yazarlarının daha çok ekmek yiyeceğidir. Şimdi çok kısa olarak azımsanmayacak sayıda kişinin doğru olarak bildiği bir yanlışa vurgu yapmak isterim. Konu, karadelik ile kıyamet arasında kurulan asılsız bağlantı üzerinedir.

Işığın Ölümü

Öncelikle karadeliğin nasıl oluştuğundan başlayarak, meseleyi çok basitçe anlatabileceğimi düşünüyorum… İleri sürülen teoriye göre karadelik, yıldızların meydana gelişi ve devamının bir neticesidir. Milyonlarca sene boyunca parlayan bir yıldız sonunda yakıtını tüketmektedir. Bu yüzden de şiddetli bir şekilde büzülmekte ve bu şekilde meydana gelen ters tepki yıldızın tekrar ısınmasına yol açmakta ve sonunda yıldızı infilak ettirmektedir. Patlayan yıldızın bir bölümü uzaya dağılırken çekirdek, büzülmesine devam etmekte ve yoğunluğu da giderek artmaktadır. Sonunda koskoca yıldızın çapı birkaç kilometreye inince yoğunluk müthiş bir ölçüye çıkmakta ve artık ısıyı ve ışığı yutacak bir hale gelmektedir. Madde o kadar sıkışır ki, mesela 696.000 km yarıçapındaki güneşin bu şekilde büzülmesi ile 2,5 km yarıçapında bir karadelik meydana gelir. Karadelik merkezine çöktüğünde, çökmeden önceki kütlesini korur. Kütlesi değişmemiştir. Sadece boyutları inanılmaz bir küçüklüğe ulaşmış, yoğunluğu o derece artmıştır. Bilindiği üzere, fiziğin en temel ve en bilinen yasalarının başında, Newton’un kütle çekim yasasıdır. Buna göre her bir cisim, kütlesi ölçüsünde diğerlerine çekim uygular. Karadelik çöktüğünde kütlesi değişmediği için, onun diğer gezegen ve yıldızlara olan çekim gücü de değişmez. Karadelik oluşmadan önce hangi çekim kuvvetleriyle bağlıysa çevresindeki gök cisimlerine, aynı şekilde bu çekim devam eder. Yörüngelerinde bir değişiklik olmadığı sürece hiç birini “yutma” tehlikesi bulunmaz. Işık için aynı şeyin söz konusu olmadığını söylemeliyiz. Çünkü ışık, karadeliğin olay ufkuna yaklaştığında, ondan kaçıp kurtulamayarak içine düşer. Karadeliğe karadelik denmesinin basit izahı ışığın bu “ölümüdür.” Işığın akıbetine bakarak, bir çok maceracı ruhlu yazar ve araştırmacı, istemeyerek karadelikleri her şeyi yutan bir canavar gibi görme yanılgısına düşerler. Oysa dünya gibi bir gezegeni veya Güneş gibi bir yıldızı yutması için, göksel cismin karadeliğin çekim alanına girmesi gerekir. Bu da hak verirsiniz ki, durup dururken olacak bir mesele değildir. Evrende kütle çekim dengelerinin aniden ve çok trajik bir şekilde yerinden oynaması gerekir. Şu an için en azından kendi güneş sistemimizin yakınında böyle bir sarsıntıya meydan verecek bir gözlem yok bildiğim kadarıyla. Karadeliği karşı konulmaz bir “aspiratör” olarak düşünmemek lazım. Herhangi bir yıldız ne kadar çekim kuvveti uyguluyorsa, o yıldızın kütlesine sahip karadelik de o kadar çekim kuvveti uygular. Galaksimizin içerisinde karadeliklerin bulunması, yıldızların bulunması ile aynı oranda çekim yaratır. Bu yüzden olağandışı bir durumun söz konusu olduğu söylenemez. Güneşimizin karadelik olarak çökmesi durumunda dahi, ona bağlı gezegenlerin çekim dengelerinde herhangi bir oynama söz konusu olmayacaktır. Bazı araştırmacılar, karadelikle ilişkili kötü bir senaryoyu güneş sistemimiz için olası görme eğilimine girdiler. Bu tezi savunanlar Kur’an’daki bazı ayetleri dayanak olarak gösteriyorlar. Kur’an’da “Güneşin kara balçıklı bir suda battığının” yazıldığı Kehf suresi 86. Ayetteki kara balçık, kara delik anlamına geliyor bu görüşe göre ve Güneş, bir kara delikte “batıyor”. Kıyamet, işte o zaman, Güneş’in ve sonrasında belki ona bağlı diğer gezegenlerin de kara delik içinde yok olacağı zaman olarak tasvir ediliyor. Kıyamet, bölgesel çaptadır bu inanca göre, evrenin tamamıyla ilişkili değildir.

(Zaman Aynası Kitabımdan)

Şahmeran'ın Sırrı



ŞAHMERAN'IN SIRRI

Şahmeran miti, içerisinde neredeyse konumuzla ilgili tüm önemli kavramları sıkıştırmıştır. Öncelikle Tahmasp ile karşılaştığında, kendisinin dünya düzeni kadar eski olduğunu ve insanoğlunun tüm tarihini anlatabileceğini açıklamıştır. İster istemez bu ifşası, Cennet yılanını çağrıştırmaktadır. Çünkü cennetteki yılan benzeri, Şahmeran da tüm sırların sahibi olduğunu öne sür

müştür. Ölümün sırları da, sağlıklı ve uzun yaşamın sırları da kendisindedir, kendi bedenindedir. İyilik ve kötülüğü bilme ağacı gibi, onun da kuyruğu ölüm, başı ise ölümsüzlüktür. Doğru yaklaşıldığı durumda Şahmeran yılan hakikatin sırrını açıklamaktadır. Yanlış yaklaşana ise ölümü yakın etmektedir. Tıpkı Tao’nun bazı meselelere olan yaklaşım felsefesi gibi… Doğru kullanıldığında (...) enerji, bilgelik getirir ve yaşamı sağlıklı, zinde ve uzun kılar. Enerjiye hatalı bir şekilde yaklaşıldığında ise süreç tersine döner… Mitte aynı zamanda, erkeğin dişile ihaneti söz konusudur...