9 Şubat 2015 Pazartesi
13 Ocak 2015 Salı
Evrensel Beyaz Kardeşlik'in Üstadı Beinsa Douno (Peter Deunov)'nun Ünlü Kitabı MELEKUT çıktı...
Peter Deunov, 12 Temmuz 1864 yılında o zamanlar Osmanlı
sınırları içinde yer alan Varna’ya bağlı Hadırca köyünde doğar. Babası kilise
rahibidir. Sviştov’daki Amerikan bilim ve teoloji okulundan mezun olduktan
sonra Amerika’ya gider. Boston’da teoloji, ardından tıp eğitimi alır. 1895
yılında Bulgaristan’a geri döner.
1896
yılında yazdığı “Bilim ve Eğitim” isimli kitabında yeni yüzyılla birlikte
gelecek olan yeni bir kültürün temellerinden bahseder. Deunov, yeni bir çağın
başlamakta olduğunu, bizlere ışık, sevgi ve bilimi bir arada getireceğini bir
asır öncesinden müjdeler. Rudolph Steiner, Elena Blavatska, Mahatma Gandi’nin
mistik ruhsal öğretileriyle benzer yönleri olan görüşleri ilk defa bu kitabında
açıklanmıştır. Deunov, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında dünyada
yükselişe geçen mistik-teosofik harekete kurduğu Beyaz Kardeşlik hareketiyle
önemli bir katkı sağlamıştır. Petar Deunov’un Beyaz Kardeşlik Öğretisi, bilim
ile dinsel geleneği bir araya getirir.
33
yaşındayken Deunov Varna’da sonradan Evrensel Beyaz Kardeşlik’e dönüşecek olan ruhsal
gelişim topluluğunu kurar. 1898 yılında ilk öğrencilerini seçer. Seyahatle
geçen birkaç yıl aradan sonra Sofya’ya taşınır. 1912 yılında ışığın yedi
rengini yedi ilahi ruh ve yedi yıldız ile birleştirdiği bir sistemi anlattığı “Renkli
Işınların Vasiyeti” isimli ikinci kitabını yazar.
Deunov’un
öğretisi, belirli bir amaca sahip olan bilimsel bir yönteme sahiptir. Bu amaç,
insanın ruhsal gelişimi, içsel yaşamının dengelenmesi ve içsel yaşamın dış
yaşamla, çevreyle uyumlandırılması olarak özetlenebilir. İnsanın ruhsal
gelişimi için öncelikle zayıf ve güçlü yanlarını tanımak, iyi yanlarını öne
çıkarıp yeteneklerini geliştirmek gibi kişisel gelişimi ön plana alan birçok
yol ve teknik geliştirir. Dua, tefekkür, meditasyon ve Tai Chi’yi andıran
bedensel egzersizler bu teknikler arasındadır.
22 Mart ile
22 Eylül arası tercihen dağların yüksek zirvelerinde açık havada topluluk
halinde uygulanan Panevritmia isimli kompleks bir ritüel icat eder. Üstat,
arketipsel hareketlerden oluşan ve beden, ruh ile zihni kozmik ritimlere
uyumlandırmayı amaç edinen egzersizlerin mutlaka bilinçli olarak yapılmasını,
duygu ve düşüncelere uygun olmasını öğütler. Çünkü beden hareketleri uygun
olduğu belli bir duygu ve düşünceye karşılık vermediğinde içsel dengesizlikler
oluşmaktadır. Yine bu ritüel için 150’den fazla okült beste yaratır. İlk
zamanlarda kemanıyla bizzat kendisi seslendirir. İleride bestelerin üzerine
sözler de eklenir. Doğa’da canlı cansız her şeyin belli bir titreşimi, frekansı
ve dolayısıyla sesi olduğunu hatırlatan Deunov, insan için en uygun olan müziği
keşfedip evrenle olan dengesini tesis etmek için çalışır. Bunun için müziğin
çok önemli olduğunun altını çizer.
Öğrenci ve
takipçilerinin artışı ve gelen talepler doğrultusunda 1914 yılında “Güç ve
Yaşam” adıyla uzun soluklu söyleşi ve seminerlere start verir. Sayısı 7 bini
aşan bu seminerlerin ana teması, insanın ne olduğudur ve insanda tohum halinde
olan tanrısal olanı uyandırmaktır. Deunov, şu anki insanın henüz gerçek insan
olmadığını, gerçek, yani tanrısal insanın ancak bundan sonra ortaya çıkacağını
söyler. Her bir insan, bütün bir evren kadar önemlidir. Bu yüzden ne olursa
olsun hiç kimse için olumsuz bir görüş bildirilmemelidir. İnsan şu haliyle
henüz bitirilmemiş bir tablodur.
Deonov’a
göre insanın özü, sonsuz ve tek olan evrenin tezahürüdür. Ruhsal yapısı pozitif
ve negatifi birlikte olarak taşır. Dolayısıyla iyi ve kötü dışarıda değil,
insanın kendi içindedir. Bu inancın ışığında üstat, çocukların Aşk, Bilgelik ve
İyilik yolunda eğitilmesinden daha önemli hiç bir şeyin var olmadığında ısrar
eder. Dolayısıyla işe anneyle başlanması gerektiğini belirtir.
Deunov,
ışığın canlı olduğunu, bu yüzden meyveler başta olmak üzere ışığı depolayan
besinlerin tüketiminin çok önemli olduğunu öğretir. Sağlık öğütleri arasında
suyu hem bedensel hem de zihinsel ve ruhsal arındırıcı olarak sıcağa yakın ılık
ve yudumlar halinde içme önerisi de vardır. Hem meyvelerin hem de suyun, ışığı
kendinde hapseden bir madde olarak ele alınmasını öğretir. Işık da canlı
olduğunda göre, onunla temas etmek için bu maddelerin alımının ne kadar etkili
olduğu tahmin edilmelidir.
“İnanmıyorsan
inandıramazsın, iyilik sahibi değilsen, başkasında iyiliği uyandıramazsın.”
diyen Deunov’un takipçi sayısı 40 bini aşarak ülke sınırları dışına taşar. Deunov’un
Beyaz Kardeşlik öğretisi, batı ile doğunun ruhsal inanışlarını sentezleyen
ezoterik bir öğretiye dönüşür. Öğreti, Hinduizmin karma, tekrar doğuş, prana
(yaşam enerjisi) inancına sahip çıkmıştır ve bu sebepten Bulgar Kilise
tarafından kabul edilemez olarak nitelenmiştir.
Deunov 1929
ile 1932 yılları arasında Krishnamurti ile yazışır. Bilindiği gibi Hindu
inanışına göre her bir çağda ruhsal öğretmen olarak bir avatar gelir. İddialara
göre Krishnamurti’den, kendisinin Maitreya veya İsa misali aydınlanmış bir
varlık olduğu kabul edilmesi istenir. Ancak önerileri geri çeviren Krishnamurti,
1929 yılında Hollanda’daki uluslararası teosofi kongresinde böyle bir
öğretmenin zaten Bulgaristan’da bulunduğunu söyler.
Peter
Deunov 27 Aralık 1944 yılında vefat eder. Bulgaristan, Fransa, ABD, Japonya
başta olmak üzere, aralarında Albert Einstein dâhil olmak üzere her dinden binlerce
takipçi ve öğrenci ve bugün hala faal olan onlarca ruhsal okul ile seminer
konuşmalarından derlenen yüzlerce kitap bırakır. Ülke dışındaki öğrencileri ona
ruhsal ismi olan Beinsa Douno olarak anmayı tercih ediyor.
25 Aralık 2014 Perşembe
Ayahuaska Deneyimi (Röportaj)
Uyarı: Ayahuska, Banisteriopsis caapi bitkisinin dal ve yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen çok güçlü halüsinojen içecek. İçerdiği dimetiltriptamin (DMT) nedeniyle çoğu ülkede tıbbî zorunluluklar dışında kullanımı yasadışıdır. (Vikipedi)
Genel hatlarıyla izlenimlerinden bahsetmeni istesem?
Unutulmayacak bir deneyimdi; gerçekliği ile insanın kalbinde ve zihninde bir damga bırakıyor. Zihne kesinlikle bir müdahale söz konusu, neredeyse cerrahi diyebileceğimiz bir dış müdahale. Bilinç alanında psişik bir ameliyat adeta. Vücutta nükseden bazı ağrı ve hastalıkların bilişsel alandaki kaynaklarına yapılan müdahale.
Bir varlıkla iletişime geçiliyor… Ayahuaska bitkisinin vücuda çay olarak alınmasıyla son derece renkli ve dişi karakter gösteren bir varlık. Gelen görüntüde kıvrımlar, fraktal kıvrımlar, renkli oluşumlar, hareketler, sürekli bir hareketlilik söz konusuydu.
Bir niyetle giriliyor seansa. Ben birden çok niyetle girdim, bunlardan birisi insanlar ile ilişkilerimde denge arzusu idi, bir diğeri, yaşadığım deneyimin ne odluğunu anlamak. Niyet süresince neyi terk etmem gerektiğini düşündüğümde, aslında bunu yapabileceğimi daha net görmüştüm, dolayısıyla bu yönde belirgin bir niyetle girmedim. Sebze ağırlıklı beslenmenin de kendini ve hayatı izlemede bir netlik kazandırdığını izlemiş oldum.
Çay içildikten yaklaşık kırk dakika sonra midede bulantı hissi belirginleşiyor. Yaşanan deneyimin bir varlıkla, son derece güçlü bir varlıkla temas olduğu belirginleşiyor. Ayine katılan diğer kişiler ve ayini yönlendiren şaman da bir varlıkla ve çoğunlukla da dişi bir varlıkla temas edildiğini doğruladı.
Şaman nasıl biriydi, Türk mü, yabancı mı?
Şaman, ellili yaşlarda, Amerikalıydı. Seans için gelmişti ve sonrasında Kalifornia’ya geri döndü. Onun varlığı katılımcılarda güven hissi uyandırıyor.
Gelen Ayahuaska varlığı üzerinde şamanın bir kontrolü var mıydı? Yönlendirme yapıyor muydu?
Hayır, şamanın varlık üzerinde herhangi bir kontrolü yoktu. Varlık aynı anda herkese farklı bir deneyim yaşatıyordu. Ancak şamanın oradaki varlığı, tecrübesi ve verdiği güven hissi, insanları sakinleştiriyordu. Ayin öncesi şaman herkesle amacının ne olduğuna dair bir görüşme yaptı. Ve katılan herkese bazı açıklamalarda bulundu. Dikkat çekici kısımları şunlardı:
-Ne olursa olsun, yaşamak istemediğiniz bir deneyim ile karşılaşırsanız, dışına çıkmak sizin elinizde.
-Kendisine (varlığa) soru sorabilirsiniz.
Bunu dediğinde, kendi zihnimdeki bir şeyden ziyade bir varlıkla karşılaşma olacağını anlamış oldum.
Bitkinin bir varlık teması sağladığını daha önce duymamış mıydın?
Ayinden önce diğer kişilerle konuşurken, ayahuaska ile görüşeceğimizi ifade ettiklerini duyduğumda, bir bitki ile konuşma olasılığı bana komik gelmişti. Ayahuaska ile kafayı bozmuş olduklarını düşünmüştüm.
Bana kalırsa görüştüğünüz bir bitki veya bağımsız bir varlık değil de, bu bitkiyi kendine ev edinen bir varlık. Öyle olabilir mi?
Sanki o varlığın tam kendisiyle değil de, onun alt bir kısmıyla temas ettik, tıpkı bir ağacın gövdesi ile değil de yer altında kalan kökleri ile temas edermiş gibi düşün.
Çayı içtikten sonra mideniz rahatsız olmuştu, sonra ne oldu?
Sonra bazı kişiler kusmaya başladı. Şaman, zaten bunun olması gereken doğal bir tepki olduğunu söylemişti. Birkaç gün öncesinden bize söylenen diyeti uyguladığımız için, midelerde ayahuaskanın dışında pek bir şey yoktu zaten. Ben de aynı şekilde midemi temizledikten sonra gözümün önünde bana doğru yaklaşan, geceyi gündüze çeviren bol ışıklı ve bol renkli bir atmosferin içinde buldum kendimi. Şamanın seçip dinlettirdiği müzikle birlikte dans eden ve benim bilincimin çok daha üstünde, ahenkli ve çizgisel hareketlerle beni cezp etmeye çalışan bir başka varlığı seziyordum. Önce aşağı süzülen renkli kıvrımlar, daha sonra fraktal grafiklere dönüştü. Dönen renkli çarklar gibi çiçeksi oluşumlar dallanarak çoğalmaktaydı. Vücudum uyuşmum ve kendine ait bir atmosfer tabakası oluşturmuştu. Ofsetlenmiş gibiydi. Kendimi kontrollü olarak bıraktığım zamanlarda ahtapot gibi her yere yayılmış fraktal uzuvlardan bir kol ağzımdan içeri mideme doğru girmeye çalışıyordu. Onu bir iki defa durdurdum ve sonra şamanın bana güvence vermesiyle izin verdim. Midemden zihnime doğru tırmanışına şahit oldum. Zihnime ulaştığında, içinde baskılanmış, problemli anıları bulup bulup onları çözerken bana gösterdi. Geçmişte kimlerle ne sorunlar yaşadığımı, yaşattığımı açığa çıkardı. Durmadan değişen yüzler getiriyordu gözümün önüne.
Bu durmadan değişen yüzleri ben ayahuaska kullanmadan da görüyorum. Sizce varlığın sizlerle temas etme sebebi nedir? Anlatılanlardan çok istekli olduğu anlaşılıyor.
Bence o bizim zihinsel süprüntülerimizle besleniyor. O anıları çözerken, onların blokajlarıyla besleniyor. Çünkü onu çok heyecanlandırdıklarını hissettim. Tıpkı solucanların çürük organik maddelere rağbet göstermeleri gibi düşünebilirsiniz.
Röportajı veren: U.T, İstanbul
15 Aralık 2014 Pazartesi
Korku ve Öte Dünya
İnsanlar hep bilinmezden korkarlar. Gelecekte neler olacağını da bu sebeple öğrenmek isterler, kendini güvende hissedebilmek isterler. Oysa herkes için gelecekte mezar var der bir arkadaşım. Bilebilselerdi öte yanda ne olduğunu, ondan korkmazlardı ve asıl korkulası yerin burası olduğunu bilirlerdi. Diğer tarafta (dini dogmatizmin tersine) kızan köpüren cezalandıran bir güç yok. Kendimizden ve kendi kötü beklentilerimizden başkası değildir bizleri yargılayan. Vicdan ne kadar rahatsızsa, kendimizi o kadar konforsuz hissederiz fizikötesinde. Bizimle ilgilenen, bizden sorumlu varlıklar bırakın kızmayı sinirlenmeyi, bir ebeveyn şefkatiyle yaklaşıyorlar. Onlar bize, biz onlara derin bir sevgi besliyoruz. Gerçek suretlerini görmesem de (birçok surete bürünüyorlar), dokunuşlarını hissediyor, şefkat, merhamet, hoşgörü ve koruyuculuklarına tanık oluyorum. Belki de bizim saçmalıklarımız karşısında gülümsüyor da olabilirler, tıpkı bizim bebeklerin yaramazlıkları karşısında gülümsediğimiz gibi… Bilincimiz onlara nazaran çok çok düşük. Tıpkı bir hayvan yavrusu gibiyiz. Nasıl ki kedilere, köpeklere, doğadaki tüm canlılara savaşıyorlar ya da sevişiyorlar diye kızamıyorsak onlar da bize kızmıyor. Bizim için utanç verici olan eylemler onların gözünde doğamızda olan ve zamanla geliştirilecek olan evrimsel bir ürün.
O taraftayken, fiziksel dünya benim için çok silik bir rüya kadar uzak ve önemsiz. O taraftayken, fiziksel dünya ile ilgili kaygılarım olmadığı gibi, sıklıkla dönme isteğim bile yok. Çünkü döneceğim yerde, yine kaba madde dünya kurallarına tonlarca ağırlıkla birlikte batacağımı ve kurallarına ister istemez boyun eğmek zorunda kalacağımı biliyorum. Korku, asıl bu fiziksel dünyanın baş sorunu. Neredeyse tüm eylemlerimizi korku yönlendiriyor. Bu korku faktörüne o kadar kaptırmışız ki, onu fizikötesi dünya için de sürdürmeye çalışıyoruz. Bu büyük bir hata. Dünya mantığı sürdürüldüğü sürece o taraf anlaşılmaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

