22 Mayıs 2014 Perşembe

Mayıs Katliamları Neye İşaret?


7 Eylül 2012 tarihinde Afyon Cephaneliği patladı. Korkunç felakette 25 asker ölmüştü. Onların ölümüne bir dereceye kadar hazır olduğumu söylersem şaşırmayın. Patlamanın olduğu gece, bir rüya görümüm olmuştu. Amerika kendi askerlerini kıyıp geçiyordu. Caddeler kopmuş beden uzuvları ile doluydu, yerler kan gölüne dönüşmüştü. Aynı gece bir vizyon daha görmüştüm. 1955 yılındaki 6-7 eylül olaylarında sahne alan Hristiyan mezarlıklardan birindeydim. Bir Hristiyandan yaptıklarım için özür diliyordum. Bu iki vizyonun aynı geceye rastlaması hatta peşpeşe bir filmin iki sahnesi gibi olması ve her iki olaydan da haberim olmamasına karşı duyuötesi olarak görmem, beni fazlasıyla kuşkulandırdı. Sanki ülkemiz bir tür bedel ödüyordu. Şimdi hiç yorumsuz olarak bir tespitimi paylaşmak istiyorum. Düşünüyorum ama dilim varmıyor konuşmaya...(Görüş Dışı kitabında ayrıntıları ile yer var)

13 Mayıs 2014 Soma Madeni Felaketi - 301 ölü
11 Mayıs 2013 Reyhanlı Katliamı - 54 ölü
31 Mayıs 2010 Mavi Marmara Olayı - 9 Türk öldürüldü
17 Mayıs 2010 Zonguldak Faciası - 30 ölü
4 Mayıs 2009 Mardin'de Düğün Katliamı - 45 ölü

Son birkaç yıllda başımıza gelen en büyük ölümlü olayların hemen tamamı mayısta....


18 Mayıs 2014 Pazar

Mavi Lotus / Bir Kurban Efsanesi



Mavi Lotus

Ayodha Kralı Ambarisha, Güneşin oğlu kutsal Vaivasvata Manu tarafından kurulan şehrinde hüküm süreli beri asırlar asırları kovalamıştı. Kral bir Suryavansi idi ve kendisini Rig Veda'nın en büyük, en güçlü tanrısı Varuna'nın sadık bir hizmetkarı kabul ediyordu. Ama tanrı, kullarının erkek mirasçısı olmasını reddetmişti ve bu da kralı üzmekteydi.

"Yazık! Tanrı, kanımdan olan mirasçıları reddediyorsa, yeryüzündeki en yüce kral olmamın yararı nedir?"
Kral işte böyle hayıflanırken, aile rahibi ona bir konuda vaat vermesi fikrini telkin etmektedir. Eğer tanrı iki veya daha çok oğul verirse, kral, ilk doğmuş olanı ergenliğe ulaştığında halka açık törenle Ona kurban etmek için söz verecektir.
Bu tütsülenmiş et sungusu vaadinden - Büyük tanrılara hoş gelen kokusu yüzünden- etkilenen Varuna Kral'ın vaadini kabul eder ve Ambarisha peş peşe birçok oğul sahibi olur. O anki durumda tahtın mirasçısı olan en büyük oğla Rohita (kızıl) adı verilir ve Tanrının bahşettiği anlamına gelen Devarata soyadını alır. Devarata büyür ve gerçek bir Rüyalar Prensi olur ancak efsaneye inanacak olursak, güzel olduğu kadar bencil ve düzenbazdır da. (Blavatska

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Soma Sadece Bir Kaza mı?


Allah’ın sopası yok derler. Bir kişi, doğruluktan uzaklaşıp yanlış bir yola saptığında, onu kendine getirmek için Sistem (tanrı, yasa, plan veya ne derseniz deyin) ufak ufak müdahaleler getirir. Hayatında önceleri küçük sayılabilecek aksilikler çıkar. Eğer bir şeylerin yanlış gittiğini anlamazsa, bu aksilikler daha büyük ölçekte olan problemlere dönüşür. Daha da ileride sorun fark edilip düzeltilmez ve kronikleşirse kişi artık psikolojik, zihinsel ve fiziksel olarak büyük bir tehdit altına girer. Çünkü İlahi Sistem’le olan uyumsuzluğu artık çok yüksek bir seviyeye çıkmış ve kendisine bağlı olan diğer kişi/plan/olaylara da sorun çıkarmaya başlamıştır. Tüm öğretilerde kabul gören karma yasası işte bu düzeni açıklamaktadır. Ne ekersen, onu biçersin. Arpa ekersen, buğday biçemezsin. Aslında yasa çok basittir. Bir kişi, eylemleri, düşünceleri ve duygularıyla manyetik bir alan oluşturmaktadır ve bu alan, aynı özellikte olan olayları tezahür ettirmektedir.

Kişiler için geçerli olan bu yasa, tabii ki toplumlar için de geçerlidir. Karmanın Gücü – Şifa ve Enerji kitabımda bu sistemi basit bir dille açıklamaya çalıştım. Buna göre toplumun lider olarak seçtiği kişi – yönetici, vekil, başbakanın eylemlerinin, düşüncelerinin (pozitif veya negatif) onu seçen kitle üzerinde de etkili olacağı, o yönde bir kutup yaratılacağı ve birbirini sürekli besleyen bir kısır mekanizma oluşturacağı söylenebilir.

Halkın seçimi negativite, öfke odaklı bir liderden yana olursa, bu seçimiyle negatif manyetizmaya sahip bir alan yaratır ve onu besler. Olay kronikleşip ölçeği büyüdükçe, Sistem uyarı göndermeye başlar. Çünkü çekim o denli büyümüştür ki, artık dünyaya, fiziksel gerçekliğe olan tezahürü kaçınılmaz olmuştur. İlk başlarda vicdanları uyandıracak tezahürler görürüz. 30 Mart yerel seçiminden sonra aniden artan çocuk kazaları ve ölümleri durup düşünmemiz için bir fırsattı. O günlerde bu gariplik dikkatimden kaçmamış ve arka planını görmek niyetiyle bir çalışma yapmıştım. 30 Nisan gecesi astral (aslında oluşum) âlemindeki tabloyu görünce korkmadan edemedim. Çünkü ülkemizin az önce bahsettiğim türden yoğun bir negatif manyetik çekim alanını artık yaratmış olduğunu izledim. Bu manyetik alan, tüm ülke üzerinde dev bir fırtınayı oluşturup kendine doğru çekmişti. Fırtına sürekli büyüyüp katlanarak ve dönerek, devasa miktarda enerji yükünü topraklarımız üzerinde boşaltıp duruyordu. O zaman, çocuk ölümlerinin sadece başlangıç olduğunu ve ne yaptığımızı bir an önce fark etmezsek çok daha kötü şeylerin olacağını yazmış, vicdanım gereği gerekli uyarıyı yapmıştım.

Bugün çok üzgünüm. Hep birlikte oluşturduğumuz negativitenin tezahürü yüzlerce madencinin canına mal olan bir trafo patlamasına dönüştü. Başımız sağ olsun. Daha fazla kötülük yaşanmaması için bir an evvel olanlara uyanın ve ilahi ikazlara kulak verin.

27 Nisan 2014 Pazar

Aşk Büyüsü


Aşk Büyüsü beyaz büyü müdür?
Büyü, bir meselenin olağan akışını irade ile istenilen yönde değiştirme sanatıdır. Yani kısaca, iradi olarak değişim yaratma işlemidir. Büyü genel olarak ikiye ayrılır - ak ve kara büyü. Ak büyüye, ruhsal, zihinsel ve bedensel şifa, başarı, küsleri barıştırma ve dua gibi pozitif değer katacak olan her tür işlem dahil edilmişken, tüm şer büyüler kara büyü olarak isimlendirilmiştir. Aşk büyüsü, genel olarak ak büyü sınıfına dahil edilmişken, birçok usta buna itiraz etmektedir. Gelin, bu büyünün ak mı kara mı olduğuna beraber bakalım.
Aşk büyüsü ve türevleri (seks büyüsü), normalde aşk ile bir araya gelemeyecek iki kişinin arasını yapar. Ahmet, Ayşe'ye aşıktır ama Ayşe'nin Ahmet'e gönül vereceği yoktur. Büyü, Ayşe'nin iradesine etki ederek, onun Ahmet'e karşı ilgi duymasını sağlar. Bunun için bir sürü farklı yöntem kullanılabilir ama hepsinin mantığı aynıdır: Bir miktar enerjiyi belli esaslar çerçevesinde Ayşe'ye yönlendirmek, onun duygu merkezini uyarıp, oraya "Ahmet'i seviyorum." telkinini yerleştirmek ve o enerjiyi oraya bağlamak.
Böyle bir işleme uğradığını bilmeyen Ayşe, durup dururken Ahmet'i düşünmeye başlar. İradeye tam ekti olamayacağı için bir iç çatışma yaşamaktadır. Bir yanı Ahmet'i arzularken, diğer yanı ondan haz etmemekte, bir gün ona iyi davranıp ümit verirken, ertesi gün kızgınlık ve öfke duymaktadır. Hatta bundan da öte ondan nefret etmektedir. Hak verirsiniz ki böyle bir ilişkinin sağlıklı olma ihtimali sıfırdır ve her iki tarafa da acı verir. Ak büyünün aslında o kadar da ak olmadığı daha buradan belli olur.
Ayşe ile Ahmet'in ilişkisinin devamına bakacak olursak şöyle bir resim göreceğiz: Ahmet, Ayşe'yi elde etmiş ama hem elde etme şekli yönünden mutsuz, hem de istediği ve hayal ettiği gibi gelişmediğinden huzursuzdur. Ayşe'yi kaybetme korkusunun yanında vicdanı sızlamaktadır. Bir küs bir barışık olan ilişkileri, kaderin olağan akışını bozmuştur. Ayşe'yi potansiyel eş ve sevgililerinden ayırmıştır. Kader planında Murat, onun için uygun ve deneyimlemesi gereken eş olacakken, bu gerçekleşememiş ve bu yönden ak büyü süratle kirli tonlarla bulanmaya başlamıştır. Ama bundan da kötüsü var.
Ayşe, majikal olarak kendi üzerine yüklenen enerji tükendiğinde veya zamanından evvel bunu üzerinden atmayı başardığında gerçek duygularının farkına varacak ve kaçınılmaz olan son gelecek. Ayşe, Ahmet'ten ayrılmak isteyecek. Ayrılıkla birlikte geri tepen büyü çarkı Ahmet'i, kapana kıstıracak, her etkiye bir tepki olacağını bildiren evrensel kanun devreye girecektir. Ahmet'in bir kara sevdalıya, bir ruh hastasına, ümitsiz bir vakaya dönüşmesi artık zaman meselesidir.
Hala aşk büyüsünün ak büyü olduğunu düşünüyorsanız, Sistem'in onu yapana da yaptırana da nasıl bir bedel ödeteceğini iyi tahlil edin ve gözlemleyin. Bu kadar ak ve masumsa büyü, bu ceza niye?
26.04.2014