12 Haziran 2014 Perşembe

İdamlar/Görü


Görü
Sokaklar ipte sallanan insan cesetleriyle dolu. Bir ailenin tamamı aile büyüyü yüzünden yok edilmiş, o da asılmış. İyi bir sınıfa mensup, modern giysiler içindeki gri-maviye doğru renk değiştiren çürümüş cesetleri inceliyorum. Yol sağlı sollu bu tip manzaralarla dolu. Yolun başında bu ortama uygun düşmeyen dev renkli bir papağan, bir aydınlatmanın üzerinde tünüyor. Yolda ilerliyorum, dehşetim artıyor - insanlar hariç ipte sallanan kediler de var. Bu arketipin çok fena olduğunu hissediyorum. Yolun sonuna geldiğimde bir papağan daha görüyorum. O da tünüyor fakat öncekinden de çarpıcı, çünkü rengi kızıl ve daha da büyük evvelkinden.
12.06.2014

10 Haziran 2014 Salı

Fizikötesi Hayat ve Onu Tanımak - Rudolf Steiner


Rudolf Steiner'in Üst Alemler isimli kitabının Fizikötesi Hayat ve onu Tanımak adlı ilk bölümünde güzel bir yazı bulunur. Ünlü okült yazarın değindiği sorunla hemen her gün karşılaşan biri olarak bu yazıyı çevirip sayfamda yayınlama ihtiyacı hissediyorum.

Transandantal gerçeklikle ilgilenen çoğu insan, benzer bir soru sormaktadır: Bu bilgilere kendi başımıza ulaşmamızın bir yolu var mıdır? Günümüz insanının, otorite bir isimce söylenmiş olsa bile, inanca dayalı bilgilere itibar etmeyeceğini ve varsayımlarını kendi mantıksal süreçleri sonucuna dayandırmayı istediğini biliyoruz. Ve bundan dolayı mistik ve teozofistler insanın metafizik gerçekliği ve kaderi ile, ruhunun doğum öncesi ve ölüm sonrasıyla ilgili bir şeyler iddia ettiklerinde günümüzün bu temel sorusuyla karşılaşmaktadırlar. Soruyu soranlara göre bu tip dogmalara sadece onların gerçekliğine ikna olunabilecek bir yol da gösterildiği zaman önem atfedilebilir.
Böylesi bir talebe hak vermemek mümkün değildir ve her gerçek mistik veya teosof onun karşısında boyun eğmek durumundadır. Fakat şu da bir gerçektir ki, bu soruyu soranların çoğu, mistik konulara karşın derin bir kuşkuculuk ve ANTAGONİZM beslemektedir.

Mistik, açıklanmış olan gerçeklerin nasıl tanınabileceğini izah etmeye başladığında bu his ayyuka çıkmaktadır, çünkü onlar, “Gerçek olan her şey ispatlanabilir, iddia ettiklerinizi lütfen ispatlayınız.” derler. Daha sonra kuşkucular, gerçeğin daima basit ve anlaşılır olması gerektiğini, en mütevazı entelektüellik için bile ulaşılabilir olması gerektiğini söylerler ve gerçeğin birkaç seçilmiş kişiye “garip bir inisiyasyon” olarak verilmiş olamayacağını eklerler. Ve böylesi bir mantık yürütmenin sonucunda transandantal gerçeği taşıyan kişi sıkça aforoz edilir, çünkü o getirdiği öğretiyi herkesin anlaması adına bilim adamlarına benzer bir ispat sağlayamamaktadır. Bu kuşkucu ve reddedici çoğunluğun haricinde bir kısım insan mistik verilere karşı daha dikkatli davranmakta ve fakat bunlar bile verilen bilgileri detaylı bir şekilde incelemekten kaçınmaktadır. İsteksizliklerini, yeni öğretinin aklın normal kavrayış şekline ters geldiğini söyleyerek haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar. Sonrasında da doğum ve ölüm sınırlarının ötesinde neler olduğunun normal duyu organlarıyla bilinemeyeceğini düşünerek teskin olmaktadırlar. (Rudolf Steiner)

27 Mayıs 2014 Salı

Doğu'da Neler Oluyor?


Doğuda şu anda basında nedense göremediğimiz ciddi gelişmeler var.
Merkezi Şanlıurfa gibi görünen siyasi hareket enerji kazanıp güç toplamış durumda.
Uluslararası destekli bu organizasyon Kürt etnik kimliği üzerinde şekillenmiştir.
Baş aktörlerden biri Kürt Konferansı katılımcılarındandır.

27.05.2014

25 Mayıs 2014 Pazar

İŞARET AVCISI





Karanlık gökyüzünü araştırıp duran çok uzun boylu, ince yapılı, 55 yaşlardaki esmer adam yüzünü bana doğru dönerek, "İşaret avcısıyım ben," dedi. Ardından, "Gel, biraz oturalım." diyerek beni bir banka oturttu. "İşaretleri gökte mi arıyorsun?" diye sordum "Ve neyin işaretini arıyorsun?" "Bir günün işaretini," dedi ve ekledi: "Kimsenin evinde, işinde, kapalı yerde olmayacağı günün işaretlerini topluyorum." "Peki, ne olacak ki o zaman?" diye sordum. Sustu, ışık saçan gözlerinden bilmememin beni daha rahat hissettireceği anlaşılıyordu. Bu konuşmaların ardından yıkık sütunlarla dolu bir arazi gördüm… Bir ay sonra, bu vizyonla ilgili olduğunu düşündüğüm bir olay daha yaşadım. Yine bir kişi geldi. Beni yine banka oturttu. Adı İbrahim’di. Gelecekte olacak bir depremden bahsetti. Zamanında dünyada uçak benzeri bir teknolojinin çalıntı olarak yapıldığını, bu teknolojik hırsızlığın 100. yıldönümünde intikam amaçlı büyük bir deprem yaratılacağını bildirdi. “Bundan 10 veya 20 sene sonra olacak,” dedi. Verdiği bilgiler şifreliydi, dolayısıyla sene, sene olmayabilir. Deprem de mecazi anlamda olabilir…

(Ağustos, 2013)

Bu zamanın yaklaştığını hissediyorum, 10-20 yılımız yok maalesef....